DENİZCİLİK

Azgın dalgaları, şiddetli fırtınaları yenen çok eski bir meslek:

Denizcilik, deniz ve gemi işletmesiyle ilgili bir konudur. İnsanlar, çok eski zamanlardan beri, denizle ilgilenmiş, uzak, ya da yakın deniz seferleri yapmışlardır.

Eski çağlarda, denizciler güneşe, yıldızlara, karalardaki belirtilere bakarak yollarını bulurlardı. tarih öncesi çağların en yürekli denizcileri, hiç kuşkusuz, Fenikeliler’di. Fenikeliler, büyük gemiler yapmışlar, bunlarla uçsuz bucaksız denizlere açılmışlardı. Öte yandan Wikingler de denizcilikte hayli ileri gitmişlerdi. bunlar, deniz yolculuğuna çıkarken, yanlarına kuş alırlardı. Ufukta hiç kara görünmediği zaman, bu kuşları salıverirler, gemilerinin burnunu da kuşların gittiği yere çevirilerdi.

İngiltere’de ise, kraliçe Elizabeth denizciliğe büyük önem vermişti. Bu kraliçe zamanında İngiliz donanması dünyanın en güçlü donanmalarından biri haline geldi. Kraliçe Elizabeth, gemilerin denizlerde rahatça dolaşabilmelerini sağlayacak çareler aramaktan da geri kalmamıştı. Bu sayede, zamanında, hidrografi bilimi çok ilerlemiştir. 15. yüzyılda Portekiz Prensi Henrico da, denizciliğe çok büyük önem verdi. hatta, bu yüzden “Denizci” adıyla ün saldı. Prens Henrico, denizciliğin kolaylaşmasını sağlamak amacıyla, birde rasathane kurdurmuştur. bu sayede, güneşin, yıldızların çeşitli durumlarına bakarak, denizcilik için yararlı pek çok bilgi elde edildi.

Kolomb, gemisiyle okyanusa açıldığı zaman, yanında bir pusula vardı; birde, güneşin saatten saate gökyüzünde aldığı durumu gösteren bir grafik. Bu ikisinden başka, yön bildirici hiç bir aracı yoktu.

18. ve 19. yüzyıllarda, denizcilik bir hayli ilerledi. Bir çok araçlar keşfedildi. Bu sayede, denizcilik eskisi gibi, düpedüz bir ölüm yolculuğu olmaktan çıktı. Ancak, denizciliğin asıl ilerlemesi, 20. yüzyıla rastlar. Bu yüzyılda radyo (telsiz), radar gibi araçlar yapıldı. Bu yeni araçlar sayesinde denizciler kolayca yollarını buluyorlar, kazaya uğramadan, gidecekleri yere varabiliyorlardı. Ayrıca, bütün dünyada kabul edilen denizcilik kanunları sayesinde, eski çağlarda karşılaşılan bir çok zorluklarında önüne geçildi. İlk denize açılan insanlardan bugüne kadar, denizciler pek çok zorluklarla karşılaşmışlardır. Bu sorunların başında da , gemilerin açık denizlerde yürütülmesi ve yönetilmesi geliyordu. Bu iş yüzyıllar boyunca büyük güçlükler pahasına başarılabilmiştir. Ancak, bugün bulunan yeni araçlar sayesinde, açı denizlerin aşılması hayli kolaylaşmıştır.

Denize açılan bir gemide, kaptan, yolunu bulabilmek için, çeşitli bilgiler edinmek zorundadır. Bu bilgilerin başlıcaları şunlardır: Zaman, yön, uzaklık, hız, durum. kaptan, bunlar sayesinde: 1) Gideceği limana varmak için, gemisinin ne gibi bir yol tutacağını; 2) Oraya belirli bir zamanda varabilmek için, hangi hızla gitmesi gerektiğini kestirir. Gemiciler, gidecekleri yere varabilmek için, başlıca dört usulden faydalanır.

  1. — Pusula ile: Çok eski çağlardan beri kullanılmış bir usuldür. Bu usulde yol alabilmek için, harita, pusula ve parakete gereklidir.
  2. — Görerek yolculuk: Kara yakın olduğu zaman, kaptanlar, deniz fenerlerine, şamandıralara, kardaki daha başka belirli noktalara bakarak, yollarına devam ederler.
  3. — Yıldızlara bakarak yolculuk: Buda denizcilikte çok eskiden beri kullanılagelen bir usuldür. Güneş, ay, yıldızlar ve gezegenlerin durumuna bakılarak, geminin yönünü kestirirler. Denizcilerde,  gökyüzündeki cisimlerin hangi saatte, nerede bulunacağını kesinlikle gösteren rehberler vardır. Yıldızların durumundan ufukla yaptığı açıdan, geminin yeri anlaşılabilir. Çok eski çağlardan beri denizcilere yol gösteren yıldızların başında Güneş ile kutup yıldızı gelir. Kutup yıldızı , tam Kuzey Kutbu’nun üzerinde bulunduğundan, kuzeyi gösterir. Bu bakımdan da Kuzey Yarımküresi’ndeki gemiciler, geceleyin bu yıldızdan yararlanarak, yollarını bulurlar.
  4. —Elektronik aletler yardımıyla yolculuk: Bu usulde telsiz, radyo, radar gibi yol bulucu araçlardan yararlanılır. Geminin bulunduğu yeri anlamak için yararlanılan fener kulesi, şamandıra gibi belli şeylere, “kerteriz” noktası adı verilir. Geminin nerede bulunduğunu pusula ile ölçmeye de kerteriz noktalarına göre tayin etmeye de “kerteriz almak” denir. Genel olarak, kerteriz, bir yerin pusula kerterlerine göre bulunduğu yön anlamına gelir. Kaptan, kara yakınlarında yolculuk eder. haritaya işaret koyar; aynı zamanda, seyir defterine de, geminin bulunduğu enlem ve boylamı yazar.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.