TARİHTE TÜRK DENİZCİLİĞİ

Türkler’de denizciliğin olağanüstü gelişmesi, Osmanlılar zamanında olmuştur. Bu çağda, Türkler Avrupa’nın birleşik donanmalarını bile yok edecek kadar denizcilikte ilerlemişlerdi.

16. yüzyılda, dünyanın en üstün denizci milleti Türkler’di. 1488 yılında yapılan Kaptan-Paşa’nın amirallik gemisi, bugünkü paramızla 30 milyon liraya çıkmıştı. bu gemi bugünün ölçülerine göre, pek küçüktü; ancak 2.200 ton geliyordu. Ancak, kendi zamanı için, görülmemiş büyüklükte dev bir gemi sayılıyordu. gemi, 54 m. boyunda 21 m. genişlikteydi; iki katlıydı. Seren direklerini çapı 3 metreydi. Tam tayfa ve forsası da, 1.200 kişiydi.

16. yüzyılda, Türkler Bu gemiden çok daha büyük gemiler de yaptılar. Bu büyük savaş gemilerine “baştarda” adını vermişlerdi. Baştardalarda 2.000′ kadar tayfa ve forsa buluyordu. 17. yüzyıl modeli Osmanlı baştardalarında ise, 504 kürekçi, 216 bindirilmiş piyade, 800’ü aşkın tayfa vardı. 1710 yılında, İstanbul tersanesinde yapılan yelkenli baştarda (kalyon) ise, 3.300 kişi alıyordu. Bu muazzam savaş gemisi, 5 kat güverteliydi. O sıralarda, Osmanlı Devleti’nden sonra, dünyanın ikinci büyük deniz gücüne sahip ülke İngiltere’ydi. İşte, 1710 yılında yapılan yelkenli baştarda, İngiliz donanmasının en büyük gemisi olan «Royal Sovereing»den 3,65 m. daha uzundu. 110 top taşıyabilecek güçteydi.

Osmanlı tersaneleri, yalnız Donanma-yı Hümayun için gemi yapmazlardı. Aynı zamanda, özel ticaret gemileri için de sipariş kabul ederlerdi. hatta, zaman zaman, Avrupa devletlerinin ısmarladıkları sevaş gemileri bile, bu tersanelerde yapılmıştır. İstanbul ve Gelibolu’daki tersaneler, dünyanın en büyük tersaneleriydi. Ayrıca, bir çok başka şehirde de, tersaneler vardı.

Özellikle 1590 – 1616 yılları arasında, çağın en büyük denizci devleti olan Venedik, Osmanlı tersanelerine boyuna gemi siparişi vermiştir. bu da, Türk inşaat mühendisliğinin Batı’dakinden hem daha ileri olduğunu, hem de batılıların Türklerin bu konudaki üstünlüğü kabul ettiğini gösterir.

Türkler, yalnız gemi yapımında değil, denizcilik bilgisinde de çok ileriydiler. Amerika’nın keşfinden 21 yıl sonra, 1513 yılında, Osmanlı donanmasında Amerika kıyılarının ayrıntılı haritası bile vardı. bu harita ceylan derisi üzerine yapılmıştı. 1529 yılında, 16 yıllık yeni keşiflerin sonucuna göre, düzeltilip değiştirilmişti. Bugün Topkapı Müzesi’nde bulunmaktadır. Bu haritayı yapan, ünlü Türk amirali Piri  Reis’tir. Osmanlılar’ın yaptığı bu 1515 tarihli Amerika haritası, bu tarihten 13 yıl sonra, 1528’de yapılan, Glole Dore’nin Amerika haritası ile karşılaştırılacak olursa, Osmanlı haritasının çok daha mükemmel olduğu görülür.

Bugün 1461 tarihli İbrahim reis haritası elimizde bulunmaktadır. Aynı paftaları, 1492 yılında (yani 31 yıl sonra), Martin Behaim’de işlemiştir. Bu iki harita incelenecek olursa; Osmanlılar’ın o çağlarda, olumlu bilim alanında, batı’dan kesinlikle daha ileri olduğu ortaya çıkar.

Osmanlılar deniz nakliyatına çok önem verirlerdi. gerekli, olan her yere, deniz fenerleri koyarlardı. Osmanlı yolcu gemileri için de çok büyük olanları, 600 kadar yolcu alanları vardı.

Türkler, bir ara, Süveyş Kanalı’nı da açtırıp Akdeniz’le Hint Okyanusunu birbirine bağlamayı bile düşündüler. Ne var ki, imparatorluğun binbir derdi içinde, bu büyük tasarı gerçekleştirilemeden kaldı.

İstanbul limanına bağlı Osmanlı ticaret gemilerinin sayısı, 17. yüzyıl ortalarında, 2.600’ü bulmuştu. Bunların 600 kadarı büyük gemilerdi. İstanbul limanında, 3.000 deniz ticaret kaptanı, ticaret gemilerinde çalışan 27.000’de tayfa vardı. O çağlarda, İstanbul’daki Osmanlı armatörlerine, «Akdeniz Tüccarı» deniyordu. Bunların içinde pek büyük serveti olanlar vardı. Evliya Çelebi’ye bakılacak olursa, 17, yüzyıl ortalarında, büyük Osmanlı armatörleri olan Kasım Envar, Ferhat Nimetullah çelebilerin, her birisinin 10’ar açık deniz ticaret gemisi, 7’şer ticaret hanı, 40-50’şer bin kese de servetleri vardı. Bu büyük iş adamları, Hindistan, Yemen, Arabistan, İran ve Avrupa’nın çeşitli yerlerinde, büyük ticaret şirketleriyle ve tacirleriyle ortaklıklar kurmuşlardı. Her birinin 100’e yakın köleleri, cariyeleri vardı; vezirlerden farksız bir debdebe içinde yaşarlardı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.