Denizlerde İlk Tekneler

Eski Mısır gemisi (M.Ö. 1500)

Eski Mısır gemisi (M.Ö. 1500)

Mısır’da — Eski Mısırlılar iyi gemiciydiler. Bundan 6000 yıl kadar önceleri bile, tekne yapmasını biliyorlardı. Bugünkü sandallara benzer tekneler yapmakta büyük ustalık kazanmışlardı. Geniş tahta parçalarını yan yana getirip bağlıyorlardı. Su almamaları için de, bunları deri ile kaplıyorlardı. Bu teknelerin dibi düzdü. Hem kürekle, hemde deriden yapılmış yelkenle yol alıyordu. yelkeni de, küreği de Mısırlıların bulduğu sanılmaktadır. Hatta, bugün kullanılan dümenin biçimin dahi onlar bulmuşlardır. O çağlarda, dört köşe yelken kullanılıyordu. Bu ise, ancak rüzgar arkadan estiği zaman yararlı olabiliyordu. Üç köşe yelkenin Hint’ten Akdeniz’e gelmesi ise, çok daha sonralara rastlar. Bu üç köşe yelkenler, hem daha kolay yönetilebiliyor, hemde değişik yönlerden esen rüzgarı toplayıp, tekneyi yürütebiliyorlardı.

Akdeniz’de uzun süre egemenliklerini sürdürmüş olan Giritliler’in, Fenikeliler’in ve Kartacalılar’ın tekneleri üzerinde bilgimiz çok azdır. Yalnız, bilinen bir şey varsa, o da, bu denizci milletlerin, gemilerin daha hızlı gidebilmesini sağlayabilmek için, teknelerine daha çok sayıda kürekçi oturttukları oturttuklarıdır. Bu kürekçiler, biri altta, biri üstte, iki sıra halinde yerleştiriliyorlardı.

Milattan önce 8. yüzyılda Yunanlılar, ilk savaş gemilerini yaptılar. Bu gemilerin yapısı, Mısır’daki gemilerden farklıydı. Gemi üç sıra halinde yerleştirilmiş kürekçilerle yürütülüyordu. Bir omurga üzerine, geminin kaburgalarını yerleştiriyorlar, çevresini de tahtalarla örüyorlardı. Kimi zaman, bu gemilerin dikkati çekecek kadar büyük olanlarına rastlanıyordu. Atinalılar’ın ,büyük bilgi ve teknikle gemi yapan, geniş tersaneleri vardı. Yalnız, bunların yaptığı gemiler, ne de olsa,  bugünkü gemilerin yanında çok geri ve ilkel adeta çocuk oyuncağı gibi kalır.

Uzak Doğu’da — Çinlilerin de, kendilerine özgü bir gemi yapma usulleri vardı. Avrupa’da tekne yapma usulleri sürekli değiştiği halde, Doğu’da, Çinliler, hep «cong» adını verdikleri tekneleri yapıyorlardı. Bu teknenin tarihi, Çin’in en kalabalık çağlarına kadar uzanır.

Congların altı dümdüzdü . Önce, ortaya çok sayıda dikey bölmeler koyarlar, sonra da, bunun çevresini ya tahta, ya da bambuyla kaplarlardı. Böylece, bölmelere ayrılmış olan tekne, su da alsa, ancak bir iki bölmesi suyla dolacağından batmazdı. Avrupalılar, bu usulu, kendi gemilerine ancak 19. yüzyılda uyguladılar. teknenin dibi düz olduğu için gerektiği zaman, kıyıya, kumların üzerine kolayca çekilebiliyordu.. kayıkçı, teknenin arka tarafında dururdu. Elindeki kürekle, hem dümeni tutar, hem de, gerekince, gidişi yavaşlatmaya çalışırdı.

Öte yandan Polinezyalılar’ın da başka usulleri vardı. Adalarda istedikleri uzunlukta ağaç yetişmiyordu. Bu yüzden de, Polinezyalıların, kuvvetli dalgalara dayanacak uzunlukta ve güçte gemi yapmalarına olanak vermiyordu. Onlar da, başka bir çare buldular; «pirog» adını verdikleri yerli kayıkların, ikisini birbirine yaklaştırarak baştan, kıçtan, sağlam sopalarla birbirine bağladılar. Su üzerinde, iki tekne, bir tekneden daha geniş bir alana dayanıyor, dolayısıyla da, kolayca alabora olmuyordu. Polinezyalılar, bu saye de, Büyük Okyanus’un en uzak adalarına kadar gidip dönebilmişlerdir. Bugün bile, kendi buluşları olan bu teknelerle, en güç geçilen denizleri korkusuzca aşabiliyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.