Biyoloji Bilim Dalında Temel Bilgiler

Hayvan ve bitki arası iki basit canlı.

Hayvan ve bitki arası iki basit canlı.

Canlı varlıklarla ilgili denemeler yapan bilim dalına “biyoloji” denir. Biyolojide sınıflandırma (çeşit ve gruplara ayırma), anatomi (yapıların incelenmesi), fizyoloji  (yaşama ile ilgili işlemlerin araştırılması) ve evrim (bugün yaşayan hayvan ve bitkilerin basit organizmalardan bugünkü hallerine nasıl geldikleri) gibi konular yer alır.

Biyolojinin karşılaştığı, ilginç problemlerden biri hayvanlarla bitkilerin birbirinden ayırt edilmesidir. Çok zaman ayırma kolaydır. Ağaç hiç şüphesiz bir bitkidir; kaplanda şüphesiz bir hayvandır. Daha aşağı canlılar arasında ayırım güçleşir ve beslenme tarzına bağlı olabilir. Biyologlara göre bitkiler “avtotrof”tur, yani su, azot ve fosfatlar gibi cansız maddeleri alır ve bunları kendine yararlı besin maddeleri haline getirir. Hayvanlar ise “heterotrof“tur yani daha çok organik maddeler (mesela sebzeleri) alıp kendi sindirim sistemleri içinde parçalar. Resimde görülen  öglena (euglena) ile clanydomonas bitkiyle hayvan arası organizmalara örnektir. Bunların hem hayvanlara, hem bitkilere benzer özellikleri bulunur. Bununla beraber böyle karışıklıklar ancak en basit canlılarda görülür.

Biyologlar, canlılar dünyasının sadece bitkilere ve hayvanlara ayırmakla kalmaz. Ünlü İsveçli bilgin Linnaeus‘un hazırladığı sisteme göre bütün canlılara iki Latince isim verilmiştir, bunlardan biri cinsini, ikincisini türünü gösterir. Birbirine çok yakın türler aynı cinste toplanır. Tür, bir cinsin birbirine benzer üyelerine verilen isimdir. Böylece ata yakın hayvanlara verilen cins ismi Equus ve eşeğin tür ismi de Asinus’tür. Biyologlar bu iki kelimeyi birleştirerek eşeğe; Equus asinus derler. Bitkilerde de böyledir. Ranunculus repens (düğün çiçeği) derken, Ranunculus cins, Repens ise tür adıdır.

Bir çok biyoloji terimi Latince ve Yunanca kelimelerden yapılmıştır. İnsanın bilimdeki adı Homosapiens’dir.

Biyologlar yalnız sınıflandırmakla kalmaz, canlı varlıklarla ilgili araştırmalar da yaparlar. Problemlerden biri de bir çok organizmanın çıplak gözle görülmeyecek kadar küçük olmasıdır. Büyük yaratıkların bile en küçük yapı ve dokularına kadar incelenmesi gerekir. Hollandalı bir mercek yapıcısıyken tesadüfen biyolog olan Leeuwenhoek’un icat ettiği mikroskop, bilginlere, incelemek istedikleri cisimlerin gerçek yapısını öğrenmek imkanını sağlamıştır. Bu suretle ulaşılan keşiflerin belki de en büyüğü, canlı varlığın en küçük biriminin hücre (göze) olduğunun öğrenilmesidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.